Direksiyon başında kadınlar, geleceğin yarınlarında çocuklar
Bazı yolculuklar bir hedefle değil, bir hisle başlar. İçinizde büyüyen o sorumluluk duygusu sizi harekete geçirir ve bir süre sonra anlarsınız ki artık yürüdüğünüz yol sadece size ait değildir. Yan yana duran kadınların emeği, çocukların hayalleri ve topluma dokunma isteği o yolu büyütür.
“Velinin Karnesi Nasıl?” projesi tam da böyle bir hikâyenin adı oldu.
Otomobil sporlarına gönül vermiş kadınlar olarak bir araya geldiğimizde amacımız yalnızca spora yeni isimler kazandırmak değildi. Asıl mesele, sporu hayatın içine taşımaktı. Çünkü biliyorduk ki bir spor dalının geleceği, sadece yarış pistlerinde değil; çocukların zihinlerinde ve ailelerin bakış açısında şekillenir.
Kendimize sorduğumuz tek bir soru vardı: Türkiye otomobil sporlarını gerçekten tanıyor muydu?
Bu soru bizi yarışlardan çıkarıp okul koridorlarına götürdü. Her şehirde yarış yapılmıyordu, her çocuk ralli araçlarını yakından göremiyordu. Ama biz onların ayağına gidebilirdik. Pilotlarımızla, eğitimlerimizle ve en önemlisi kadın dayanışmasının gücüyle…
Zamanla bu çalışma bir proje olmaktan çıktı; bir sosyal etki hareketine dönüştü. Çocuklara trafik bilinci kazandırırken velileri de sürecin içine dahil eden bir model kurduk. Çünkü güvenli bir toplumun temeli, bilinçli bireylerden ve bilinçli ailelerden geçer.
Kadınlar Komisyonu olarak bu süreçte sadece fikir üretmedik. Sahaya indik, yorulduk, yeniden başladık. Küçük salonlarda verilen eğitimler, uzun yolculuklar, arka arkaya geçen günler… Ama her eğitimde çocukların gözlerindeki o ışık bize aynı şeyi söyledi: Bu yol doğru.
08 Aralık 2016’da Bursa’da başlayan yolculuk, yıllar içinde Türkiye’nin farklı şehirlerine yayıldı. Pandemi döneminde bile durmadık. Çünkü bazı çalışmalar vardır; onlar bir etkinlik değil, bir sorumluluktur. Şartlar değişse bile niyet değişmez.
Bugün geriye baktığımızda ulaşılan rakamlar elbette anlamlı. Ama asıl değerli olan; arabada emniyet kemeri taktıran bir çocuk, trafikte daha dikkatli olmaya karar veren bir veli ya da “Ben de yapabilirim” diyerek hayal kurmaya başlayan küçük bir kalp…
Belki de bu hikâyenin en güçlü tarafı, kadınların bir araya geldiğinde ortaya çıkan o görünmez ama hissedilen güçtü. Empatiyle kurulan bağlar, sabırla verilen emek ve birlikte üretmenin getirdiği dayanışma… Çünkü bazen değişim, yüksek sesle değil; sessiz ama kararlı adımlarla gelir.
Bugün biliyoruz ki bu yolculuk sadece otomobil sporlarına ait değil. Bu, çocuklara dokunan her sosyal sorumluluk çalışmasının ortak hikâyesi. Birlikte üretmenin, birlikte büyümenin ve birlikte iyileştirmenin hikâyesi…
Ve belki de en önemlisi şu:
Biz çocuklara sadece trafik kurallarını öğretmedik… Onlara sorumluluk almayı, hayatı korumayı ve başkalarının güvenliğini düşünmenin ne kadar kıymetli olduğunu hissettirdik.
Bir gün bu eğitimlere katılan çocuklardan biri direksiyona geçtiğinde, biri bir başkasını uyarmaya cesaret ettiğinde ya da biri sadece daha bilinçli bir birey olduğunda… işte o zaman bu yolculuğun gerçek anlamı daha da büyüyecek.
Bazı projeler tamamlanmaz. Onlar, dokunduğu her kalpte yoluna devam eder.
Çünkü bazı projeler alkış için değil, bir çocuğun hayatına iz bırakmak için yola çıkar.