Ölçü : Her Şeyi Hesaplayabilir Miyiz?
Hayatın her alanında “ölçü” kavramıyla hareket ediyoruz. İş dünyasında rakamlarla, üretimde gramajlarla, ilişkilerde beklentilerle…
Peki gerçekten her şeyi ölçebilir miyiz? Hiç tırnağınızı fazla kısa kestiğiniz oldu mu? O an küçük gibi görünen bir hata, gün boyu sizi rahatsız eden bir acıya dönüşür. Aslında bu basit örnek bile bize şunu hatırlatır : Fazlası da zarardır, eksiği de… Hayatın dengesi, tam da bu ince çizgide saklıdır.
Biz Mekaş Yemek A.Ş. olarak her gün binlerce kişiye yemek üretirken, ölçünün ne kadar kritik olduğunu birebir yaşıyoruz. Bir yemeğin lezzeti; kullanılan malzemenin kalitesi kadar,
gramajın doğruluğuna, pişirme süresine ve oranların hassasiyetine bağlıdır.
Bir çorbanın tuzu bir gram fazla kaçtığında dengesi bozulur. Bir yemeğin yağı eksik kaldığında ise lezzeti eksik hissedilir.
Yani üretimde ölçü; sadece teknik bir gereklilik değil, kalitenin ve güvenin temelidir.
Ancak hayatın tamamı bir üretim bandı değildir. Bazen bir kelimeyi fazla söylersiniz, kırarsınız. Bazen söylemezsiniz, yine kırarsınız. Bazen hızlanmanız gerekir, bazen durmanız…
Ama hangi an neyin doğru olduğunu her zaman ölçmek mümkün değildir.
İşte tam bu noktada kritik bir soru karşımıza çıkar: Her şey gerçekten ölçülebilir mi? Bugün iş dünyasında, eğitimde, hatta insan ilişkilerinde bile her şeyi sayılarla ifade etmeye çalışıyoruz.
Performanslar, başarılar, hatta mutluluk bile ölçülmek isteniyor.
Oysa hayatın bazı alanları vardır ki; ne bir cetvele sığar, ne bir formüle… Bir çocuğun gelişimini sadece notlarla değerlendirebilir misiniz? Bir insanın potansiyelini, yaşadığı bir başarısızlıkla sınırlayabilir misiniz? Belki de “başarısız” dediğimiz bir sonuç, kişinin aslında olması gereken yola yönelmesidir.
Tam da bu noktada, kadim bir uyarıyı hatırlamak gerekir. Şuayb Peygamber’in kavmi, ölçü ve tartıda adaleti gözetmedikleri, eksik tarttıkları ve insanları yanılttıkları için uyarılmıştır. Bu uyarı, yalnızca bir döneme değil; tüm zamanlara ve tüm alanlara yöneliktir: Ölçüde doğruluk, sadece ticaretin değil, hayatın bütününde güvenin temelidir.
Evet, evrende bir düzen ve ölçü vardır. Ama insanın her şeyi ölçebildiğini düşünmesi,
çoğu zaman en büyük yanılgısıdır. Çünkü insan; ölçemediği, hesaplayamadığı, kontrol edemediği alanlarda ya kaygıya düşer ya da teslim olmayı öğrenir. Belki de gerçek denge tam burada başlar.
Her şeyi kontrol etmeye çalışmak yerine, anlamaya çalıştığımızda… Her şeyi hesaplamak yerine, uyum sağlamayı seçtiğimizde… Ve en önemlisi; her şeyi ölçmek yerine,
bazı şeylerin zaten olması gerektiği gibi ilerlediğine güvenebildiğimizde… İşte o zaman hayat, bize kendini daha net anlatmaya başlar.
Gerçek ölçü; sadece tartmak değil, adaletle tartabilmektir.