banner3

26.05.2020, 21:54 523

Kadınlar olmadan girişimci ruhumuz sınıfta kalır!

“İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı zincirlerle toprağa bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?”

Cumhuriyetimizin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk bu sözleri 1 Eylül 1925’te söylemişti. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinde kadın-erkek eşitliği, hayatın her alanında kadınların erkeklerle eşit koşullarda vardır. Çünkü genç Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucuları, nüfusun tamamı katılmadığı sürece kalkınma, refah ve çağdaş uygarlık seviyesine ulaşma mücadelesinde arzuladığımız sonuçları alamayacağımızı biliyorlardı.

Cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yıldönümünü kutlamamıza 3 yıl kala tabloya baktığımızda ne yazık ki bu alanda yeterli ilerlemeyi sağlayamadığımızı görüyoruz. Başta ekonomi olmak üzere kadınlar hiçbir alanda yeterince temsil edilmiyor ve ülkemizin kalkınma mücadelesine potansiyelleri oranında destek veremiyorlar.

Toplumsal cinsiyet eşitliğinde mevcut tabloyu değiştirmek zorundayız

10 Ocak’ta yayımlanan TÜİK İşgücü İstatistiklerine göre Türkiye’deki toplam 1 milyon 246 bin girişimciden sadece 134 bini kadın. Yani girişimcilerin sadece %11’ini kadınlar oluşturuyor. Kadınların toplam istihdama katılma oranı %28,7 olurken, bu oran 15-64 yaş arası kadınlarda %32,2’ye çıkıyor, erkeklerde ise bu oran %68,8. Yani ülkemiz, nüfusun yarısını oluşturan nitelikli insan kaynağı potansiyelini kullanamıyor.

Dünya Ekonomik Forumu’nun 14’üncü kez yayımladığı Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’na göre Türkiye cinsiyet eşitliği sıralamasında 153 ülke arasında 130’uncu sırada yer alıyor. Kadınların ekonomiye ve işgücüne katılımında 136’ıncı, eğitimde 113’üncü, siyasi temsilde 109’uncu sırada bulunuyor.

Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum örgütü olarak kurulduğu Eylül 2002’den bu yana 18 yıldır kadın girişimciliğinin yaygınlaşması, kadının ekonomide, sosyal hayatta ve politikada güçlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bir başka ifade ile yukarıdaki tabloyu değiştirmek için mücadele ediyor.37 kadın girişimci ile çıktığımız yolda bugün 62 milyar dolar ciro ve 250 bin kişiye istihdam yaratan 46 farklı sektörden 360 üyemizle kadınları bölgesel, ulusal ve uluslararası düzeyde çok farklı platformlarda temsil eden güçlü bir sivil toplum kuruluşu olarak yürüyoruz.

Toplumsal cinsiyet eşitliği önündeki engellerin kaynaklarına baktığımızda öncelikle kültürel bir sorun görmekteyiz. Kadının iş hayatına katılmasının, katıldığı zaman da potansiyelini tümüyle yerine getirmesinin önündeki temel engellerden biri toplumdaki ataerkil bakış açısıdır. Kadının aile içinde çocuk ve yaşlı bakımından, ev işlerinin yapılmasından birinci dereceden sorumlu kişi olarak görülmesi ciddi bir sorun oluşturuyor. Dünya çapında çalışma yaşında olan kadınların %42’si ücretlendirilmeyen bakım emeği yüzünden iş gücüne dahil olamıyor, bu oran erkeklerde %6. 2019 yılında Türkiye’de 500 bin kadın ev içi bakım hizmetleri nedeniyle işinden ayrıldı, 12 milyon kadın ise ev işleri nedeniyle çalışma hayatına giremedi. Kadınlar ister iş kursunlar, isterse bir yerde işe girsinler erkeklerden çok daha fazla zorlukla uğraşmak zorunda kalıyorlar. Üstelik çalışan kadınlar hem evde hem de iş yerlerinde iki mesaili çalışıyorlar.

İkinci bir engel ise eğitimdir. Bir başka deyişle kadınların eğitime erişiminin yetersizliği. Oysa eğitim seviyesi arttıkça kadınların ekonomiye daha fazla katıldıklarını, profesyonel kariyer yaptıklarını görüyoruz.

Kadın girişimciler erkeklerden çok daha fazla sorunla mücadele ediyor!

Türkiye'de neredeyse kadınlar da erkekler de aynı girişimcilik potansiyeline sahip. Yapılan araştırmalar erkeklerin yüzde 45'inin, kadınların ise yüzde 40'ının girişimciliğe olumlu baktığını gösteriyor. Ama kadınlardaki bu potansiyel hayata yansımıyor.

Türk Tuborg A.Ş. işbirliği ve araştırma kuruluşu İpsos’un desteğiyle hazırladığımız Türkiye Kadın Girişimcilik Endeksi bu durumun nedenleri hakkında bize bir fikir veriyor. Endeks finansmana erişimin kadın girişimcilerin önündeki en büyük engellerden biri olduğunu gösteriyor. Bu çalışmaya katılan kadın girişimcilerin yarıdan fazlası kuruluş aşamasında banka kredisi kullanmadığını ifade ediyor. Aileden, arkadaşlardan alınan enformel maddi destek ağır basıyor. Oysa kuruluş aşamasında alınacak uygun koşullu krediler işletmenin başarısında önemli bir rol oynar. Bir başka konu ise kadın girişimcilerin kurdukları şirketlerin kamu kuruluşlarıyla yaptıkları iş birliğinin yetersizliğidir. Katılımcıların %80’i Türkiye’deki özel şirketlerle iş birliği yaptığını belirtirken, kamu kuruluşlarıyla iş birliğinde bu oran %36’ya iniyor. Oysa ülkemizde kamu sektörü ekonomide hâlâ belirleyici bir rol oynuyor. Kamunun açtığı ihaleler ve tedarik süreçleri girişimciler için büyük önem taşıyor.

Halen emekleme aşamasındaki girişimcilik ekosisteminin ayağa kalkması, kadın girişimci sayısının artması ve kadın işgücüne katılım oranının yükseltilmesi gerekiyor. Bunun için devletin, iş dünyasının ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının birlikte çalışması, uzun vadeli teşvik politikalarının uygulanması gerekiyor.

Kadın girişimcilerin önündeki en büyük sorunlardan biri sermayeye erişimdir. Kamu kurumları ve finans kuruluşları tarafından verilen desteklerde mal varlığının teminat olarak gösterilmesi gibi zorunluluklar konusunda kadınlara pozitif ayrımcılık yapılması, vergi ve faiz indiriminden daha fazla yararlanma imkânı sunulması, hem kadınların finansallaşmaya ve yatırım yapma konusundaki görünürlüklerini artıracak hem de kadınların girişimciliğe daha rahat başlaması için kolaylık sağlayacaktır.

Kadın girişimciliğini arttırmak için ülkemizde cinsiyet eşitliğini plan, program ve hedeflerin temeline oturtmak öncelik haline gelmelidir. Kadının yerini evi olarak gören erkek egemen kültüre karşı farkındalık ve bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır. Kadınların sosyal, siyasi ve ekonomik hayata katılımlarını artırmak için, yerel düzeyde ve kamuda birtakım kotalar konulmalıdır. Bunun için gerekli yasal altyapı hazırlanmalıdır.

4 T stratejilerimiz

KAGİDER çalışmalarını kısaca “4T” diye ifade ettiğimiz teknoloji, ticaret, toplum ve tarım eksenlerinde şekillendiriyor. Kadınları teknoloji alanında güçlendirmek bizim öncelikli stratejilerimiz arasında bulunuyor. Pek çok uluslararası raporun da bize işaret ettiği gibi dijitalleşen dünyamızda bu alanda da bir cinsiyet uçurumu var. Bu anlamda bilim ve teknolojiyi kadınlara sevdirmek, farkındalık yaratmak için düzenlediğimiz etkinliklerin yanı sıra kadınların iş hayatında teknolojiden daha etkin bir şekilde yararlanmalarını destekliyoruz. Teknoloji destekleyici çalışmalar yürütüyoruz. İnovatif çalışmalar, e-ticaret ve bitcoin’e kadar uzanan bir yelpazede teknolojiyle kadını biçimlendiren çalışmalar için bir alt yapı kuruldu.

Kadınların teknoloji alanındaki başarılarını destekleyerek, teknoloji alanındaki başarılı kadınları kamuoyunun dikkatine sunarak hem onları onurlandırıyor hem de rol modeller oluşmasına destek oluyoruz. Garanti Bankası ve Ekonomist dergisiyle gerçekleştirdiğimiz Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması buna bir örnektir.

Aynı zamanda KAGİDER Teknoloji ve Dijital Dönüşüm Strateji Grubu’nun girişimiyle hayata geçen KAGİDER Tech Talks panelleri gerçekleştiriyoruz. Uzman isimlerin, önde gelen sektör temsilcilerinin katıldığı bu etkinliklerde teknoloji konusunda farkındalık, bilgi, güncelleme ve aksiyona geçmek için tetiklenme sağlamayı amaçlıyoruz. Tabi bugünlerde bu etkinlikleri online ortamda yapıyoruz. KAGİDER Tech Talks’larda hedefimiz hem üyelerimizin, kadın girişimcilerin dijital dönüşümüne yardımcı olmak, hem de kitlelere ulaşarak, kız çocuklarının ve kadınların bilim ve teknolojiye ilgilerini ve bilim konusunda çalışan, araştırma yapan kadın sayısını arttırmaktır.

Ticarette kadının güçlenmesini desteklemek için koordinatörlüğünü yaptığımız, KAİSDER ve BUİKAD paydaşlığında yürütülen, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen İş Dünyasında Kadın İletişim Ağı (Women Business Network W-BUN) projesi hayata geçirildi. Proje katılımcı sivil toplum kuruluşlarının ve kadınların hizmet ve danışmanlık almalarını, Ortaklıklar ve Ağlar Hibe Programı’nın küresel hedefine katkıda bulunmayı, politika ve karar alma süreçlerine daha aktif, demokratik katılım yoluyla sivil toplumun gelişimini hedefliyor. Bu projenin hayata geçirilmesinde ilk adım olarak www.ticaretinkadinlari.com adlı, teknik altyapısı güçlü, kapasitesi yüksek, işlevsel bir platform kurduk. Bu şekilde kadınların toplumsal ağlarını güçlendirmek kadın girişimciliğinin başarısının da artması anlamına geliyor.

KAGİDER olarak sürekli daha fazla kadın girişimciye ulaşmak ve her ilde yeni üyeler kazanmak için çaba gösteriyoruz. Garanti Bankası iş birliğiyle Türkiye’nin farklı illerinde “Girişimci Kadın Buluşmaları” düzenliyoruz. Üç yıldır sürdürdüğümüz bu etkinlik kapsamında bugüne kadar pek çok kentimizde girişimci kadınlarla buluştuk. COVİD-19 nedeni ile bugünlerde toplantılar yapamıyoruz ama bu salgın geçtikten sonra tam hız devam edeceğiz. Anadolu’nun her yerine dokunma hedefiyle, bir araya gelecek, birbirimizden sorunlarımızı dinleyip, birbirimizden güç alacağız.

Stratejimizin dördüncü ayağını oluşturan tarım ise bugün Türkiye’nin stratejik, ama ihmal edilmiş bir sektörüdür. Bir zamanlar tarımda kendi kendisine yeten bir ülke olan Türkiye bugün pek çok tarım ürününü ithal etmek zorunda kalıyor. Oysa tarım son derece stratejik öneme sahip bir sektördür.

KAGİDER ülkemizin tarımdaki sıkıntıların kadınların bu sektöre katılımlarıyla aşılacağına inanıyor. Kırsalda kadınların çoğunluğu tarımda kayıt dışı olarak çalışıyor. Kadınların daha fazla değer yaratmalarının yolu sektöre daha örgütlü katılımları ve kooperatifleşmelerinden geçiyor, biz KAGİDER olarak bu süreci destekliyoruz.

Tarımda Kadın Girişimci Geliştirme ve Hızlandırma Programı’nı 8–9 Şubat 2020 tarihlerinde Migros işbirliğiyle düzenlediğimiz kampla gerçekleştirdik. Kampa, tarım sektöründeki faaliyetlerini en az bir, en çok 3 yıldır sürdürmekte olan 75 kadın girişimci katıldı. Tarım sektöründen uzmanlar ve başarılı girişimcilerle, Migros’un pazarlama yöneticilerinin konuşmacı olarak katıldığı toplantılarda sektör tüm boyutlarıyla ele alındı, kadın girişimcilerin büyümelerine ve güçlenmelerine yardımcı olacak bilgiler verildi.

Tarımda kadın ile birincil amaç kırsalda gıda, tarım, hayvancılık, arıcılık ve balıkçılık gibi farklı alanlarda işveren olarak faaliyet gösteren kadın girişimcilerin işlerinin büyümesi ve sürdürülebilir olmasıdır. İkincil amacı da bu kadınların yörelerinde yeni kadınlara ilham olması ve yeni kadın girişimciler yaratmaktır.

COVİD-19’un getirdiği kriz kadınları daha fazla vurdu, ama...

İçinde bulunduğumuz COVİD-19 salgınıyla mücadelenin yarattığı ekonomik krizin genel tabloya olan etkisini de unutmamak gerekiyor. Beyaz yaka olsun, mavi yaka olsun, girişimci olsun böyle dönemlerde işlerini ilk kaybedenler genellikle kadınlar oluyor. Zaten salgın nedeni ile ağır darbe alan turizm, konaklama, perakende, eğlence gibi sektörlere baktığımızda bu alanlarda kadınların ağırlıklı bir şekilde istihdam edildiklerini ve kadın girişimcilerin bu alanlarda iş kurduklarını görüyoruz. Dolayısıyla kadınlar bu krizden çok etkileniyorlar. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ve OECD’nin de yayınladığı raporlarda belirtildiği üzere dünyada sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının %70’ini ve kayıt dışı istihdamın çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Bu durum göz önüne alınmalı. Kriz sonrası ekonomiyi yeniden canlandıracak önlemler planlanırken, ekonomideki kadın varlığını geriye götürmemeye, tam tersine, korumaya ve güçlendirmeye özen göstermek lazım. Kadın girişimcilerin birçoğu hizmet sektöründe. Ancak hizmet sektörü devlet teşviklerinden yararlanamıyor. Bu sürecin sonunda kadınların iş hayatında zor edindikleri pozisyonlarını kaybetmemesi ve daha etkin hale gelmesi için kamu ve özel sektörde karar alma süreçlerine dâhil olmaları gerekliliği daha da önem kazanıyor.

COVİD-19’un belki tek olumlu etkisi iş dünyasındaki dijitalleşme sürecine çok güçlü bir ivme katmış olması. Küresel salgın sonrası çalışma kültürünün değişeceği öngörülüyor, dijitalleşme ve otomatizasyon konusu hem şirketlerin hem de devletlerin gündeminde. Buna ek olarak uzaktan çalışmanın uygulanabilir bir çalışma modeli olduğunu hep birlikte gözlemliyoruz. Dijitalleşmenin ivme kazanması kadınlar için iyi haber. Çünkü teknoloji kadınlar için iş dünyasındaki cinsiyet eşitsizliğine karşı dengeleyici, koşulları biraz daha eşitleyici bir etken oluşturuyor. Dolayısıyla teknolojinin ağırlığının artması girişimci olan veya profesyonel çalışan kadınların çok işine yarayacak. Ayrıca bu dönemde hayata geçen esnek ve uzaktan çalışma koşullarının yeni dönemde de iş dünyası tarafından korunması ekonomide toplumsal cinsiyet eşitliğini desteklemek açısından çok önemli olacak.

KAGİDER kadınların potansiyelini başta girişimcilik ve ekonomi olmak üzere her alanda Türkiye’nin enerjisine ve gücüne katmak için çalışmaya devam edecek.

Yorumlar (4)
Fisun Usta 2 yıl önce
Kagider ile bir kez daha gurur duydum
Emine Erdem in yazdıklarına katılıyorum
Filiz yaldız 2 yıl önce
Harika bir anlatım başkanımın kagiderli olmaktan dolayı gururluyum Kagider Kadaınları olarak bu zor günlerde harika bir sinerji yaratarak birlikte güçlüyüz
Aysegul Ozsan 2 yıl önce
Kadinlari krizi ne kadar iyi yonettiklerini Tayvan, Fillandiya’da gorduk. Umuyorum Covid -19 , ls dunyasi bu konuyu iyi calisip, dogru dersleri alip, kadinlarin istihdaminda ve yonetimde karar verici konuma gelmesinde gerekli adimlari atar.Atmak zorunda.Yoksa hep beraber sinifta kalacagiz.
ilkay Yıldırım 2 yıl önce
Başkanım sizinle gurur duyuruyorum. Harika makaleniz için teşekkür ediyorum. Keyifle okudum.
14°
açık