Tarihe Not : Bursa OSB Genel Kurulu
Bazen bir toplantı yalnızca bir seçim değildir; aynı zamanda bir kurumun hafızasını, emeğini ve geleceğe bıraktığı mirası yeniden hatırlatan bir dönüm noktasıdır.
Bugün Bursa Organize Sanayi Bölgesi olarak bildiğimiz bu kıymetli yapı, geçmişte BTSO OSB adıyla anılan ve Türkiye sanayisinin gelişiminde önemli rol oynayan köklü bir kurumdur. Yaklaşık 65 yıllık bir sanayi birikimini temsil eden bu yapı, 2012 yılında bölge katılımcılarının oluşturduğu genel kurul yapısına geçerek yeni bir döneme adım atmış ve Bursa OSB adını almıştır. Bu dönüşüm yalnızca bir isim değişikliği olmayıp Türkiye’de organize sanayi bölgeleri yönetim anlayışında öncü bir adım olarak tarihe geçmişti. Bugün geriye dönüp baktığımızda, 14 yıldır Bursa OSB adıyla yürüyen bu yapının ardında büyük bir emek, vizyon ve kararlılık olduğunu görmek mümkün.
Tarih 10 Mart 2026.
Aradan geçen yılların emeği, alın teri ve hatıraları bir kez daha hatırlandı. 10 Mart’ta yapılan genel kurulda aslında yalnızca bir toplantı yapılmadı; sanayimizin hafızası yeniden konuştu. Ben de seksenli yılların sanayicilerinden, bugün 88 yaşında olan kıymetli dedem Aşçı Hüseyin’in torunu Esra Öztürk olarak bu ana şahitlik etmenin ayrı bir gururunu yaşadım.
15. Genel Kurul Toplantısı, Divan Kurulu Başkanı sayın Ali Uğur başkanlığında son derece saygın ve örnek bir yönetim anlayışıyla yürütüldü. Divan kurulunun genel kurulu yönetme biçimi gerçekten takdire şayandı.
Genel kurulun önemli özelliklerinden biri de şuydu: İlk kez iki liste ile seçim yapılmasına rağmen, süreç büyük bir olgunlukla, demokrasiye saygı çerçevesinde ve son derece medeni bir atmosferde gerçekleşti. Bu tablo aslında Bursa sanayisinin kültürünü anlatmaya yetiyordu.
Toplantı boyunca bir gerçeği daha güçlü hissettim: Bu bölge ilmek ilmek işlenmiş bir emeğin sonucudur. Ben yaklaşık 22 yıldır Organize Sanayi Bölgesi’nde fabrikaların girişimcilerini ve yöneticilerini tek tek ziyaret eden ben o salonda bulunan iş insanlarını adeta tek bir yürek olarak gördüm.
Hepsinin ortak amacı vardı: Hizmet etmek, sürdürülebilir bir yönetim kültürü bırakmak ve başarı hikâyeleri yazmak. Ve bu emaneti ikinci ve üçüncü nesillere sağlam bir şekilde devretmek. Bu duyguyu gördüm, bu sorumluluğu hissettim.
Genel kurulda izlediğimiz faaliyet raporu filminin her karesinde emek, vizyon ve güçlü bir hizmet ekosistemi vardı. Dijitalleşme çalışmaları, sürdürülebilir üretim anlayışı ve çevre hassasiyeti öyle bir noktaya taşınmış ki sanki yalnızca bugünün değil 50 yıl sonrasının altyapısı hazırlanıyordu. Özellikle “Su hayattır” bilinciyle yürütülen kompost sistemi gibi geri dönüşüm ve çevre projeleri beni ayrıca etkiledi. Üçüncü nesil bir sanayici torunu olarak kendimi güvende hissettim.
Sanki büyüklerimiz bizlere şöyle diyordu: “Üret genç…Sen yeter ki Üret. Altyapın hazır. Biz senin yanındayız.” İşte bu güven duygusu çok kıymetli.
Biz üçüncü nesil sanayicilerin bu duayen iş insanlarından yalnızca işleri değil, aynı zamanda yönetim kültürünü, sabrı ve vizyonu öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü yarın bir gün bu bayrak aynı sistemle bizlere devredildiğinde, hata yapmadan ilerleyebilmek için bu kültürü bugünden içselleştirmek zorundayız.
Başta dedem Aşçı Hüseyin’e, babama ve anneme gönülden teşekkür ediyorum. Onlar bu topraklara bir tohum ektiler. Bursa OSB’den aldıkları bir arsa ile burada filizlenmemize vesile oldular. Bugün o emeğin nasıl büyüdüğünü görmek bizler için büyük bir nimettir.
Bu nedenle Bursa OSB’deki her bir iş insanı aslında bizler için birer rol modeldir. Özellikle iş dünyasında kadınların temsilini güçlendiren değerli iş kadını Sühendam Hanım’a ve yönetim kurulundaki tüm kıymetli isimlere gönülden teşekkür ediyorum.
Duam şudur: Allah sizleri muvaffak eylesin, niyetiniz hayır, akıbetiniz hayır olsun. İyi ki varsınız, var olun.