03.02.2026, 15:08 34

Japonya kalabalık değil, biz gürültülüyüz

Hiroşima’dan Tokyo’ya uzanan hikâye şunu soruyor: Bir ülke büyük bir yıkımdan sonra ayağa kalkabiliyorsa, biz neden kalabalıkta hâlâ kayboluyoruz?

II. Dünya Savaşı Japonya’yı yerle bir etti. Şehirler yandı, milyonlar öldü, tarih atom bombalarıyla kazındı. Japonya bu yıkımdan askerî hırslarla değil, sessiz bir toplumsal sözleşmeyle çıktı. Gücünü silahtan değil, insandan, disiplinden ve eğitimden aldı. Bugün Tokyo’nun kalabalığında duyulan sessizliğin, tesadüf değil; bilinçli bir tercihin sonucu olduğu ortada.

Savaş sonrası yokluk, Japonya’ya israfın değil üretmenin erdemini öğretmiş. “Az” bir eksiklik değil, bir strateji hâline gelmiş. Bu sayede Japonya, birkaç on yıl içinde dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri haline geldi. Minimalizm vitrin süsü değil; travmadan doğan bir yaşam biçimi. Kalabalık var ama kargaşa yok, çünkü herkes başkasının alanını tanıyor.

Dünya siyasetinde Japonya’nın hiç bağırdığını izlediniz mi veya okudunuz mu? Tehdit etmiyor. Gövde gösterisi yapmıyor. Ama her zaman masada adından söz ettiriyor. Ekonomiyle, teknolojiyle, diplomasiyle. Askerî güçten arındırılmış bir ülkenin, küresel siyasette bu kadar etkili olabilmesi başlı başına bir ders. Japonya’nın sessizliği, geri çekilme değil; kontrollü bir güç.

UNESCO listesine giren tapınakları, Fuji Dağı’nın ya da Hiroşima Barış Anıtı’nın birer turistik durak değil; hafıza mekânı olduğunu deneyimledik. Japonya geçmişini süpürmemiş, sergiliyor. Utancını da acısını da koruyor ve unutturmuyor. Çünkü “Yüzleşilmeyen tarih, tekrar eder” ilkesini benimsemişler.

Japonya bize rahatsız edici bir gerçekten bahsediyor: Kalabalık sorun değil. Sorun, birlikte yaşamayı öğrenememek. Saygı bir kural değil, refleks hâline gelmedikçe; milyonlar bir araya gelse bile gürültü bitmez.

Japonya kalabalık değil… Biz gürültülüyüz.

Japonya bana şunu net bir şekilde hissettirdi: Yıkım kader değil, kalabalık da başlı başına bir sorun değil. Asıl mesele, birlikte yaşamayı ne kadar içselleştirdiğimiz. Saygı, kural olarak dayatıldığında değil; refleks hâline geldiğinde anlam kazanmış. Aynı acılardan geçen toplumlar farklı sonuçlar üretebiliyor. Kimi gürültüde kayboluyor, kimi sessizce yeniden inşa ediyor. Japonya kalabalık değil…

Biz hâlâ o sessiz disiplini öğrenme aşamasındayız.

Yorumlar (0)
kapalı